Bir belediye düşünün; şehre hizmet götürmekle mükellef, halkın refahı için çalışan kocaman bir kurum... Ve o kurumun en temel yapı taşı olan işçiler, memurlar, emekçiler aylardır maaş alamıyor. Dile kolay; evine ekmek götüremeyen, faturalarını ödeyemeyen, çocuklarının okul harçlığını veremeyen onlarca belediye personeli şu an Tekkeköy’de varoluş mücadelesi veriyor.
Peki, Tekkeköy Belediye Başkanı Mustafa Candal ne yapıyor?
İddialar vahim, tablo karanlık. Belediyede çalışan emektarların, geçinebilmek için ücretsiz izin alıp ek iş olarak ev boyamaya gittiklerini duyuyoruz. Maddi imkansızlıklar nedeniyle dağılan yuvalar, sönen ocaklar ve hatta çaresizlikten hayatına son vermeyi düşünenlerin olduğu fısıltıları kulaktan kulağa yayılıyor. Bir belediye çalışanı, kendi belediyesinden alamadığı hakkını dışarıda gurbetçi gibi çalışarak arıyorsa, orada belediyecilik bitmiş, insaf tükenmiş demektir.
Sadece vatandaş değil, devletin ilgili organları da durumun farkında. Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayetler ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin belediyedeki incelemeleri, meselenin sadece "para yok" bahanesiyle geçiştirilemeyecek kadar derin olduğunu gösteriyor. Kanunla, nizamla yönetilmesi gereken bir kurumun bu denli bir krizin içine sürüklenmesi, yönetimsel bir iflasın en açık kanıtıdır. 3 ayda 297 Milyon TL belediye geliri olmasına rağmen, belediye personeline ısrarla maaş ödenmemesi bunu net bir şekilde ortaya koymuyor mu?
Biraz merhamet, biraz vicdan sahibi birisi, bu kadar başarısızlık karşısında o koltukta bir dakika durmaz, "Yönetemedim, personelimin hakkını veremedim" diyerek istifasını sunar. Sorumluluk bunu gerektirir. Ancak Sayın Candal’da ne bir mahcubiyet görüyoruz ne de çözüm odaklı bir açıklama. Aksine, sosyal medya hesaplarında her şey güllük gülistanlıkmış gibi verilen "mutluluk pozları" adeta personelin yarasına tuz basıyor.
Sayın Başkan, o personelin yüzüne bakarken hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Personeliniz evinde çocuklarına ne diyeceğini şaşırmışken, sizin "hiçbir sorun yokmuş" gibi davranmanız siyasi etik bir yana, insanlığa sığar mı? Emekçinin alın teri kurumadan hakkını vermek bizim inancımızın temelidir. Siz ise o terin üzerine soğuk su içmiş, üzerine bir de tebessüm ediyorsunuz.
Vallahi de ayıptır, billahi de günahtır!
Tekkeköy halkı ve mağdur edilen belediye çalışanları sizden süslü cümleler veya sosyal medya pozları beklemiyor. İnsanlar hakkını istiyor, emeğinin karşılığını istiyor, huzur istiyor. Bu vebalin altından kalkamazsınız. Ya personelin hakkını teslim edin ya da o koltuğun ağırlığını taşıyamadığınızı kabul edin. Zira tarih, işçisini aç bırakıp kendisi gülen başkanları asla iyi hatırlamayacaktır.

