160*600 sol
Sitenin sağ 160 600
Ahmet Çağdaş Çatoğlu
Köşe Yazarı
Ahmet Çağdaş Çatoğlu
 

KAÇMAYIN!

Ramazan ayı geldi; 'ON BİR AYIN SULTANI' kapımızda. Ama ne acıdır ki, sokakta bir gariban, mahcubiyetinden başını yere eğip, bir lokma ekmeğin hayalini kurarken, zenginlerin 'aman benden bir şey istemesinler' diyerek ördüğü o duvarlar, bu ayın gerçek anlamını yerle bir ediyor. O lüks otellerin, lüks restoranların binlerce liralık iftar menüleri kimin için? Paylaşmanın asıl öznesi olan yoksulun o masada yeri var mı? Tabii ki hayır. Orada sadece 'protokol kibiri' ve 'zengin sosyalleşmesi' var. İhtiyaç sahibini görmezden gelip, kuş sütünün eksik olduğu sofralarda oruç açtığını sananlar, aslında sadece karınlarını doyuruyor! Ruhları ise o sofradaki israfın altında eziliyor! Garibanın istemeye utanır. Peki ya zenginin bu 'görmezden gelme' arsızlığına ne demeli? Bir elin verdiğini diğer elin görmemesi gereken bir inançtan, 'kimse benden bir şey istemesin' diyerek kaçan bir zihniyete nasıl evrildik? Garibana, ihtiyaç sahibine vermeyi 'eksilmek' sananlar, 3 günlük Ramazan pidesiyle oruç açanların vebalini taşıyor. Bu bir ilahi bir adaletin hatırlatmasıdır: Bir garibanın sofrasına ekmek olamayanın, kendi ekmeğinin tadı tuzu kalmaz. Paylaşılmayan mal, sadece bir yük; uzatılmayan el ise sadece bir et parçasıdır. Bu sene de yine o şatafatlı masalara bakacağız. Sosyal medyada boy boy paylaşılan 'iftar ziyafetlerini' izleyeceğiz. Bir kuru ekmekle, bir tas çorba ile sahur ve iftar yapanlar da izleyecek! Ve en önemlisi Allah izleyecek! Maliye'den kaç, SGK'dan kaç, kantardan kaç, garibandan kaç! Bir koli erzaktan kaç... Şehrin önde gelen iş adamlarından biri, "Yardım etmeyi seviyorum ama yardım edecek insan bulmak da zor" demişti bana. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken, içimden de 'acaba ironi mi yapıyor' diye düşünmüştüm! Sonra anladım ki ne şaka yapıyordu ne ironi. "Bir yardım yapmak istiyorsan, hiç kimseye ulaşamasan da, sadece bir mahalle muhtarına ulaşıp onlarca, yüzlerce ihtiyaç sahibine el uzatabilirsin" demiştim! Öyle ya; Ara bakalım Derebahçe Mahallesi Muhtarı Kazım Öksüzoğlu'nu, Fatih Mahallesi Muhtarı Seda Keklik'i, Selahiye Mahallesi Muhtarı Derya Bozkurt'u, Hançerli Mahallesi Muhtarı Hava Karaduman'ı, Kadifekale Muhtarı Güven Akan'ı ya da yüzlerce muhtardan birisini... Bak sana kaç garibandan bahsedecekler! Neyse... Olmayan da zaten yok. Ama olan paylaşsın. Paylaşmayan zenginlerin de parasını, Allah tüm fakirlere paylaştırsın inşallah. AMİN
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2026 -Salı

KAÇMAYIN!

Ramazan ayı geldi; 'ON BİR AYIN SULTANI' kapımızda. Ama ne acıdır ki, sokakta bir gariban, mahcubiyetinden başını yere eğip, bir lokma ekmeğin hayalini kurarken, zenginlerin 'aman benden bir şey istemesinler' diyerek ördüğü o duvarlar, bu ayın gerçek anlamını yerle bir ediyor.

O lüks otellerin, lüks restoranların binlerce liralık iftar menüleri kimin için? Paylaşmanın asıl öznesi olan yoksulun o masada yeri var mı? Tabii ki hayır. Orada sadece 'protokol kibiri' ve 'zengin sosyalleşmesi' var. İhtiyaç sahibini görmezden gelip, kuş sütünün eksik olduğu sofralarda oruç açtığını sananlar, aslında sadece karınlarını doyuruyor! Ruhları ise o sofradaki israfın altında eziliyor!

Garibanın istemeye utanır. Peki ya zenginin bu 'görmezden gelme' arsızlığına ne demeli? Bir elin verdiğini diğer elin görmemesi gereken bir inançtan, 'kimse benden bir şey istemesin' diyerek kaçan bir zihniyete nasıl evrildik? Garibana, ihtiyaç sahibine vermeyi 'eksilmek' sananlar, 3 günlük Ramazan pidesiyle oruç açanların vebalini taşıyor.

Bu bir ilahi bir adaletin hatırlatmasıdır: Bir garibanın sofrasına ekmek olamayanın, kendi ekmeğinin tadı tuzu kalmaz. Paylaşılmayan mal, sadece bir yük; uzatılmayan el ise sadece bir et parçasıdır. Bu sene de yine o şatafatlı masalara bakacağız. Sosyal medyada boy boy paylaşılan 'iftar ziyafetlerini' izleyeceğiz. Bir kuru ekmekle, bir tas çorba ile sahur ve iftar yapanlar da izleyecek! Ve en önemlisi Allah izleyecek!

Maliye'den kaç, SGK'dan kaç, kantardan kaç, garibandan kaç!
Bir koli erzaktan kaç...

Şehrin önde gelen iş adamlarından biri, "Yardım etmeyi seviyorum ama yardım edecek insan bulmak da zor" demişti bana. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken, içimden de 'acaba ironi mi yapıyor' diye düşünmüştüm! Sonra anladım ki ne şaka yapıyordu ne ironi. "Bir yardım yapmak istiyorsan, hiç kimseye ulaşamasan da, sadece bir mahalle muhtarına ulaşıp onlarca, yüzlerce ihtiyaç sahibine el uzatabilirsin" demiştim!

Öyle ya; Ara bakalım Derebahçe Mahallesi Muhtarı Kazım Öksüzoğlu'nu, Fatih Mahallesi Muhtarı Seda Keklik'i, Selahiye Mahallesi Muhtarı Derya Bozkurt'u, Hançerli Mahallesi Muhtarı Hava Karaduman'ı, Kadifekale Muhtarı Güven Akan'ı ya da yüzlerce muhtardan birisini... Bak sana kaç garibandan bahsedecekler!

Neyse...

Olmayan da zaten yok. Ama olan paylaşsın.
Paylaşmayan zenginlerin de parasını,
Allah tüm fakirlere paylaştırsın inşallah.

AMİN

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve memleketsamsun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.