160*600 sol
Sitenin sağ 160 600
Tonguç Ali Anıl
Köşe Yazarı
Tonguç Ali Anıl
 

ÇÖZÜM ZAMANI!

Bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan en temel bağ merhamettir. Merhametini yitiren bir anlayışın ne kendine ne de çevresine faydası dokunur. Görme engelli bir bireye yol arkadaşlığı yapmaktan kaçınan, bir sokak hayvanına bir tas suyu çok gören ya da yaşlı komşusunun yükünü paylaşmaktan erinen insanların çoğaldığı bir vasatta insanlıktan söz etmek giderek zorlaşıyor. Trafikten sosyal hayata kadar her alanda derin bir tahammülsüzlük hakim. Küçük bir tebessüm veya samimi bir özürle çözülebilecek meseleler, öfke ve şiddet sarmalına dönüşüyor. Bu ağır tablonun faturasını tek tek bireylere kesip kenara çekilemeyiz; bu hepimizin ortak sorumluluğu ve erteleyemeyeceği bir özeleştirisidir. Ailesinde dinlenmeyen, okulunda fark edilmeyen gençlerimiz bugün yaşanan bu olumsuz tablonun merkezine itiliyor. Bir gencin omzuna dokunup halini sormaktan aciz kalmış bir toplumsal yapının sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Dijital çağın getirdiği sanal dünya, kolay yoldan zengin olma hayalleri, dizilerle pompalanan sahte yaşamlar ve sosyal medya fenomenlerinin sunduğu illüzyonlar, gençleri gerçeklikten koparıyor. Yalnızlaşan ve yönünü kaybeden gençler suça ve zararlı alışkanlıklara açık hale geliyor. Doğru noktalara yönlendirilmeyen enerjiler, ne yazık ki aileleri cezaevi kapılarına, hastane koridorlarına ve mezarlıklara müdavim ediyor! Telafisi imkansız kayıplara sürüklüyor. Açlıktan ölmüş birinin cenazesinde bol kepçe yemek dağıtmak ne kadar anlamsız geliyor değil mi? Bir gencimizi, gençlerimizi, geleceğimizi kaybettikten sonra konuşmak da bir o kadar anlamsızdır! Ortaya çıkan bu tablodan toplum olarak hepimiz sorumluyuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek bu sorumluluktan kurtulamayız. Bin yaşayan bir yılan, mutlaka kapınıza, kapımıza gelecektir. Gençlerimizi yargılamadan önce dinlemek, onları kaybetmeden önce bağrımıza basmak zorundayız. Bir spor insanı sorumluluğuyla vurgulamak vazifemdir! Gençleri spora, sanata, kültüre ve üretime yönlendirecek kalıcı kanalları inşa etmek bir tercih değil, mecburiyettir. Bugün sahip çıkmadığımız bir neslin ardından yarın dökeceğimiz gözyaşları, kaybedilen geleceği geri getirmeyecektir. Özellikle genç kardeşlerimize, bir ağabeyleri olarak seslenmek istiyorum. Hayal kurmak kıymetlidir, ancak sonu karanlığa çıkan hülyaların peşinden gitmek büyük bir yanılgıdır. Eğitiminize ve okulunuza sıkı sıkıya tutunun. Şiddeti özendiren yapımların ve sosyal medyadaki sahte hayatların sizi hipnotize etmesine izin vermeyin. Sporla, sanatla ve üretimle bağınızı koparmayın. Ailelerinizin başını öne eğecek yollardan uzak durun!
Ekleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 -Cuma

ÇÖZÜM ZAMANI!

Bizi biz yapan, toplumu ayakta tutan en temel bağ merhamettir. Merhametini yitiren bir anlayışın ne kendine ne de çevresine faydası dokunur. Görme engelli bir bireye yol arkadaşlığı yapmaktan kaçınan, bir sokak hayvanına bir tas suyu çok gören ya da yaşlı komşusunun yükünü paylaşmaktan erinen insanların çoğaldığı bir vasatta insanlıktan söz etmek giderek zorlaşıyor.

Trafikten sosyal hayata kadar her alanda derin bir tahammülsüzlük hakim. Küçük bir tebessüm veya samimi bir özürle çözülebilecek meseleler, öfke ve şiddet sarmalına dönüşüyor. Bu ağır tablonun faturasını tek tek bireylere kesip kenara çekilemeyiz; bu hepimizin ortak sorumluluğu ve erteleyemeyeceği bir özeleştirisidir.

Ailesinde dinlenmeyen, okulunda fark edilmeyen gençlerimiz bugün yaşanan bu olumsuz tablonun merkezine itiliyor. Bir gencin omzuna dokunup halini sormaktan aciz kalmış bir toplumsal yapının sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Dijital çağın getirdiği sanal dünya, kolay yoldan zengin olma hayalleri, dizilerle pompalanan sahte yaşamlar ve sosyal medya fenomenlerinin sunduğu illüzyonlar, gençleri gerçeklikten koparıyor. Yalnızlaşan ve yönünü kaybeden gençler suça ve zararlı alışkanlıklara açık hale geliyor. Doğru noktalara yönlendirilmeyen enerjiler, ne yazık ki aileleri cezaevi kapılarına, hastane koridorlarına ve mezarlıklara müdavim ediyor! Telafisi imkansız kayıplara sürüklüyor.

Açlıktan ölmüş birinin cenazesinde bol kepçe yemek dağıtmak ne kadar anlamsız geliyor değil mi? Bir gencimizi, gençlerimizi, geleceğimizi kaybettikten sonra konuşmak da bir o kadar anlamsızdır! Ortaya çıkan bu tablodan toplum olarak hepimiz sorumluyuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek bu sorumluluktan kurtulamayız. Bin yaşayan bir yılan, mutlaka kapınıza, kapımıza gelecektir.

Gençlerimizi yargılamadan önce dinlemek, onları kaybetmeden önce bağrımıza basmak zorundayız. Bir spor insanı sorumluluğuyla vurgulamak vazifemdir! Gençleri spora, sanata, kültüre ve üretime yönlendirecek kalıcı kanalları inşa etmek bir tercih değil, mecburiyettir. Bugün sahip çıkmadığımız bir neslin ardından yarın dökeceğimiz gözyaşları, kaybedilen geleceği geri getirmeyecektir.

Özellikle genç kardeşlerimize, bir ağabeyleri olarak seslenmek istiyorum. Hayal kurmak kıymetlidir, ancak sonu karanlığa çıkan hülyaların peşinden gitmek büyük bir yanılgıdır. Eğitiminize ve okulunuza sıkı sıkıya tutunun. Şiddeti özendiren yapımların ve sosyal medyadaki sahte hayatların sizi hipnotize etmesine izin vermeyin. Sporla, sanatla ve üretimle bağınızı koparmayın. Ailelerinizin başını öne eğecek yollardan uzak durun!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve memleketsamsun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.