160*600 sol
Sitenin sağ 160 600
Tonguç Ali Anıl
Köşe Yazarı
Tonguç Ali Anıl
 

KARŞILIKSIZ SEVMEK

Kulağımda Müslüm Baba’nın o efsane cümlesi yankılanıyor: "Ben seni severken, sen benden nefret edemezsin emmi!" Bu sadece bir söz değil, bu bir racondur. Hem de gönül aleminin en fiyakalı raconu. Anlayana onlarca ciltlik ansiklopedidir. Şu hengamenin, şu bitmek bilmeyen dünya telaşının ortasında neyi unuttuk biliyor musunuz? Bakın insan olmayı değil, "karşılıksız" kalabilmeyi unuttuk. Artık herkesin elinde bir hesap makinesi; "Ben ne kadar sevdim, o bana ne kadar verdi?" diye çetele tutuyorlar. Sevdayı ticaret sanıyorlar. Oysa sevmek dediğin, karşı kıyıdan bir ışık beklemeden denize açılmaktır. Dünya, garip ve acı bir şekilde bir kin ve nefret çukuruna dönüştü. Kimse kimsenin gözünün içine bakmıyor, herkes birbirinin açığını arıyor. "Hep yaşasam ne kadar yaşarım?" diye sormuyoruz kendimize. Yarın musallada elimizin, çenemizin bir bez parçasıyla bağlanacağını unutmasak, bu kadar kırıcı olabilir miyiz birbirimize karşı? Karşılıksız sevmek, zayıflık değildir kardeşim. Aksine, dünyanın en büyük gücüdür. Birini sadece o olduğu için, hiçbir karşılık beklemeden sevdiğinde; onun nefreti senin sevgine çarpıp geri döner. Sen o kadar saf, o kadar duru seversin ki, karşıdaki adamın nefret etmeye mecali kalmaz. Müslüm Baba’nın dediği de tam bu: Sevginin olduğu yerde, nefretin hükmü geçmez. Şimdi herkes bir "çıkar" peşinde koşarken, biz o eski sokakların kokusunu özlüyoruz. Karşılık beklemeden verilen bir bardak çayın, bir içten "nasılsın"ın, "canın sağ olsun" diyebilmenin tadını özlüyoruz. Kimse ölümsüz değil. Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı, bize mi kalacak? Yorulmadık mı be kardeşim... Birbirimize omuz atmaktan, dirsek temasından kaçmaktan, "aman o benden üstün olmasın" demekten yorulmadık mı? Oysa tek bir kurtuluş var: Gönlü temiz tutmak. Karşındaki sana taş mı attı? Sen ona gül at demiyorum, o senin harcın olmayabilir ama sen ona sevgiyle bak ki, o taş onun elinde erisin gitsin. Eğer bir gün kalbinin katılaştığını hissedersen, dön bir bak etrafına. Kaç kişiyi sadece "kendi olduğun için" sevebildin? Kaç kişiye karşılıksız kucak açtın? Unutmayın; biz bu dünyaya nefret tohumu ekmeye gelmedik. Biz, "Ben seni severken, sen benden nefret edemezsin" diyebilecek kadar yürekli sevdaların çocuklarıyız. Gelin, şu kısa ömrü birbirimize zehir etmeyelim. Karşılıksız sevin ki, dünya bir nebze olsun nefes alabilsin. Çünkü sonunda hepimiz aynı toprağa karışacağız. Ve oraya götüreceğimiz tek şey, birilerinin yüreğinde bıraktığımız o samimi sevgi olacak.
Ekleme Tarihi: 11 Şubat 2026 -Çarşamba

KARŞILIKSIZ SEVMEK

Kulağımda Müslüm Baba’nın o efsane cümlesi yankılanıyor: "Ben seni severken, sen benden nefret edemezsin emmi!" Bu sadece bir söz değil, bu bir racondur. Hem de gönül aleminin en fiyakalı raconu. Anlayana onlarca ciltlik ansiklopedidir.

Şu hengamenin, şu bitmek bilmeyen dünya telaşının ortasında neyi unuttuk biliyor musunuz? Bakın insan olmayı değil, "karşılıksız" kalabilmeyi unuttuk. Artık herkesin elinde bir hesap makinesi; "Ben ne kadar sevdim, o bana ne kadar verdi?" diye çetele tutuyorlar. Sevdayı ticaret sanıyorlar. Oysa sevmek dediğin, karşı kıyıdan bir ışık beklemeden denize açılmaktır.

Dünya, garip ve acı bir şekilde bir kin ve nefret çukuruna dönüştü. Kimse kimsenin gözünün içine bakmıyor, herkes birbirinin açığını arıyor. "Hep yaşasam ne kadar yaşarım?" diye sormuyoruz kendimize. Yarın musallada elimizin, çenemizin bir bez parçasıyla bağlanacağını unutmasak, bu kadar kırıcı olabilir miyiz birbirimize karşı?

Karşılıksız sevmek, zayıflık değildir kardeşim. Aksine, dünyanın en büyük gücüdür. Birini sadece o olduğu için, hiçbir karşılık beklemeden sevdiğinde; onun nefreti senin sevgine çarpıp geri döner. Sen o kadar saf, o kadar duru seversin ki, karşıdaki adamın nefret etmeye mecali kalmaz. Müslüm Baba’nın dediği de tam bu: Sevginin olduğu yerde, nefretin hükmü geçmez.

Şimdi herkes bir "çıkar" peşinde koşarken, biz o eski sokakların kokusunu özlüyoruz. Karşılık beklemeden verilen bir bardak çayın, bir içten "nasılsın"ın, "canın sağ olsun" diyebilmenin tadını özlüyoruz. Kimse ölümsüz değil. Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı, bize mi kalacak?

Yorulmadık mı be kardeşim... Birbirimize omuz atmaktan, dirsek temasından kaçmaktan, "aman o benden üstün olmasın" demekten yorulmadık mı? Oysa tek bir kurtuluş var: Gönlü temiz tutmak. Karşındaki sana taş mı attı? Sen ona gül at demiyorum, o senin harcın olmayabilir ama sen ona sevgiyle bak ki, o taş onun elinde erisin gitsin.

Eğer bir gün kalbinin katılaştığını hissedersen, dön bir bak etrafına. Kaç kişiyi sadece "kendi olduğun için" sevebildin? Kaç kişiye karşılıksız kucak açtın?

Unutmayın; biz bu dünyaya nefret tohumu ekmeye gelmedik. Biz, "Ben seni severken, sen benden nefret edemezsin" diyebilecek kadar yürekli sevdaların çocuklarıyız. Gelin, şu kısa ömrü birbirimize zehir etmeyelim. Karşılıksız sevin ki, dünya bir nebze olsun nefes alabilsin.

Çünkü sonunda hepimiz aynı toprağa karışacağız.
Ve oraya götüreceğimiz tek şey, birilerinin yüreğinde bıraktığımız o samimi sevgi olacak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve memleketsamsun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.