160*600 sol
Sitenin sağ 160 600
Tonguç Ali Anıl
Köşe Yazarı
Tonguç Ali Anıl
 

HAKSIZLIĞIN FATURASI

İnsan, yolun sonunu göremediği için değil, gözünün önündeki gerçeği görmezden geldiği için kaybolur. Size değer veren insanlar, aynı noktayı işaret edip de "Gitme, o yolun sonu uçurum!" diye bas bas bağırırken kulağını tıkamak, bir irade gösterisi ya da özgüven değildir. Bu, bile isteye felakete koşmak, göz göre göre kendini yakmaktır! Oysa hayat, verdiğimiz kararların bize kesilen faturasından ibarettir. Yanlış bir patikaya sapmak insana dair bir zafiyettir, anlarım! Bunu yaşayan insana sarılır, kaybolana yol olursun. Ama yüzlerce uyarıya, size değer veren insanların samimi çığlıklarına ve içten ikazlarına rağmen o yanlışta inatla ısrar ediyorsanız... Yarın o ağır bedeller kapınıza dayandığında kimseye parmak sallayamazsın. Kendi hatalarının faturasını, o hataları yapma diye sizi uyaran insanlara kesmeye çalışmak, akılda, vicdandan ve sorumluluktan mahrum olanların en bilindik sığınağıdır!  Sizin için üzülen ve hata yapmanızı istemeyen birisi, "O gittiğin sokak çıkmaz sokak, kafanı duvara vurursun" diyorsa... Ve siz buna rağmen yine de gidip o duvara tosluyorsanız, "Beni neden bu yanlıştan çevirmediniz, neden elimden tutmadınız?" deme hakkını da haddini de çoktan kaybetmiş olursunuz! Kusura bakmayın ama kimse sizin hayatınızın gardiyanı, vicdan sponsoru ya da arkada bıraktığınız enkazları toplayacak temizlikçisi değil! İnsanın en büyük serveti aklıdır. Siz aklınızı rafa kaldıracaksınız! Hayatınızı saçma sapan hırsların, üç kuruşluk maceraların uğruna heba edeceksiniz, sonra da ilk tökezlediğinizde çevrenizdekileri "Beni engellemediniz" diye suçlayacaksınız... Yok öyle yağma! Bu sadece bir sorumluluk kaçışı değil, aklına yapılmış açık bir ihanet, sana değer veren her yüreğe karşı muazzam bir nankörlüktür. O yüzden bırakın artık kendi ellerinizle hazırladığınız o hazin sonların failini dışarıda aramayı. Uyarılara, feryatlara rağmen adım bastığınız o yanlış yoldaki her diken, sadece sizin eserinizdir. O yara kanamaya başladığında, ağlayıp sızlayacağınız, sitem edeceğiniz tek bir kişi var! O da aynada size bakan yüzünüz! Hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmek yerine sorumluluktan kaçmayı bir yaşam biçimi haline getirenler, eninde sonunda kendi inşa ettikleri hayal dünyasının altında kalırlar. Kendini hayatın merkezine koyup, dünyayı sadece kendi etrafında dönen bir sahne sanmak, bencilliği özgürlükle karıştırma akılsızlığıdır. Bedel ödemeden yaşamak, sınır tanımadan hareket etmek ve her hatanın ihalesini başkalarına kesmek ilk bakışta konforlu bir kaçış gibi görünebilir. Ancak bedelsiz zannedilen her sorumsuzluk, arkasında ağır bedeller bırakır. Başkalarının omuzlarına yüklenmeye çalışılan suçlar, kişiyi vicdanen dahi aklamaya yetmez. Kendi hayatının kaptanı olmak, sadece dümende olmakla olmaz! Fırtınadan sonraki kayıpların sorumluluğunu da üstlenmeyi gerektirir. Gerçek olgunluk, hesapsız yaşamanın getirdiği yıkımı görmek, hatalarla yüzleşmek ve o hataların bedelini erdemle ödeyebilmektir. Herkesin sizi düşündüğü, sizin ise kimseyi umursamadığınız ve daima 'masum' kaldığınız bir hayal dünyası, sadece yetişkin kılığına girmiş çocukların sığındığı bir masaldan ibarettir. Dünya böyle dönmüyor! Hayat, kendi yanlışlarının yükünü başkasına taşıtmaya çalışanları değil, kendi bedellerini cesurca sırtlayanları ayakta tutar. Bir de bırakın artık insanların yakasını! Size yapılan düzenli iyilikleri, yapanın asli görevi gibi saymayı! Sürekli yapılan iyiliği bir görev olarak algılamaktan vazgeçin! Aklınızı kullanın! Vicdanınızı, merhametinizi kullanın. Uçurumun kenarındaysanız geri çekilin! Çamurla dolu bir yol varsa, başka bir yol kullanın! Sizi hataya sürükleyen arkadaşlarınız varsa, doğruya ve güzele yönelten arkadaşlar edinin! İçinde alev alev ateş bulunan sobaya dokunduğunda, elinin yanacağını bilmek için, aklına ihtiyacın var! Seni sobanın ateşinden, bebekken ya da küçük bir çocukken korur insanlar! 15, 20, 25, 30 yaşındaki birinin, o sobanın elini yakacağını söyleyecek insanlar beklemesi de üst düzey bir aptallıktır! Allaha emanetsiniz...
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2026 -Cumartesi

HAKSIZLIĞIN FATURASI

İnsan, yolun sonunu göremediği için değil, gözünün önündeki gerçeği görmezden geldiği için kaybolur. Size değer veren insanlar, aynı noktayı işaret edip de "Gitme, o yolun sonu uçurum!" diye bas bas bağırırken kulağını tıkamak, bir irade gösterisi ya da özgüven değildir. Bu, bile isteye felakete koşmak, göz göre göre kendini yakmaktır!

Oysa hayat, verdiğimiz kararların bize kesilen faturasından ibarettir. Yanlış bir patikaya sapmak insana dair bir zafiyettir, anlarım! Bunu yaşayan insana sarılır, kaybolana yol olursun. Ama yüzlerce uyarıya, size değer veren insanların samimi çığlıklarına ve içten ikazlarına rağmen o yanlışta inatla ısrar ediyorsanız... Yarın o ağır bedeller kapınıza dayandığında kimseye parmak sallayamazsın. Kendi hatalarının faturasını, o hataları yapma diye sizi uyaran insanlara kesmeye çalışmak, akılda, vicdandan ve sorumluluktan mahrum olanların en bilindik sığınağıdır! 

Sizin için üzülen ve hata yapmanızı istemeyen birisi, "O gittiğin sokak çıkmaz sokak, kafanı duvara vurursun" diyorsa... Ve siz buna rağmen yine de gidip o duvara tosluyorsanız, "Beni neden bu yanlıştan çevirmediniz, neden elimden tutmadınız?" deme hakkını da haddini de çoktan kaybetmiş olursunuz! Kusura bakmayın ama kimse sizin hayatınızın gardiyanı, vicdan sponsoru ya da arkada bıraktığınız enkazları toplayacak temizlikçisi değil!

İnsanın en büyük serveti aklıdır. Siz aklınızı rafa kaldıracaksınız! Hayatınızı saçma sapan hırsların, üç kuruşluk maceraların uğruna heba edeceksiniz, sonra da ilk tökezlediğinizde çevrenizdekileri "Beni engellemediniz" diye suçlayacaksınız... Yok öyle yağma! Bu sadece bir sorumluluk kaçışı değil, aklına yapılmış açık bir ihanet, sana değer veren her yüreğe karşı muazzam bir nankörlüktür.

O yüzden bırakın artık kendi ellerinizle hazırladığınız o hazin sonların failini dışarıda aramayı. Uyarılara, feryatlara rağmen adım bastığınız o yanlış yoldaki her diken, sadece sizin eserinizdir. O yara kanamaya başladığında, ağlayıp sızlayacağınız, sitem edeceğiniz tek bir kişi var! O da aynada size bakan yüzünüz!

Hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmek yerine sorumluluktan kaçmayı bir yaşam biçimi haline getirenler, eninde sonunda kendi inşa ettikleri hayal dünyasının altında kalırlar. Kendini hayatın merkezine koyup, dünyayı sadece kendi etrafında dönen bir sahne sanmak, bencilliği özgürlükle karıştırma akılsızlığıdır. Bedel ödemeden yaşamak, sınır tanımadan hareket etmek ve her hatanın ihalesini başkalarına kesmek ilk bakışta konforlu bir kaçış gibi görünebilir. Ancak bedelsiz zannedilen her sorumsuzluk, arkasında ağır bedeller bırakır. Başkalarının omuzlarına yüklenmeye çalışılan suçlar, kişiyi vicdanen dahi aklamaya yetmez.

Kendi hayatının kaptanı olmak, sadece dümende olmakla olmaz! Fırtınadan sonraki kayıpların sorumluluğunu da üstlenmeyi gerektirir. Gerçek olgunluk, hesapsız yaşamanın getirdiği yıkımı görmek, hatalarla yüzleşmek ve o hataların bedelini erdemle ödeyebilmektir. Herkesin sizi düşündüğü, sizin ise kimseyi umursamadığınız ve daima 'masum' kaldığınız bir hayal dünyası, sadece yetişkin kılığına girmiş çocukların sığındığı bir masaldan ibarettir. Dünya böyle dönmüyor! Hayat, kendi yanlışlarının yükünü başkasına taşıtmaya çalışanları değil, kendi bedellerini cesurca sırtlayanları ayakta tutar.

Bir de bırakın artık insanların yakasını! Size yapılan düzenli iyilikleri, yapanın asli görevi gibi saymayı! Sürekli yapılan iyiliği bir görev olarak algılamaktan vazgeçin! Aklınızı kullanın! Vicdanınızı, merhametinizi kullanın. Uçurumun kenarındaysanız geri çekilin! Çamurla dolu bir yol varsa, başka bir yol kullanın! Sizi hataya sürükleyen arkadaşlarınız varsa, doğruya ve güzele yönelten arkadaşlar edinin!

İçinde alev alev ateş bulunan sobaya dokunduğunda, elinin yanacağını bilmek için, aklına ihtiyacın var! Seni sobanın ateşinden, bebekken ya da küçük bir çocukken korur insanlar! 15, 20, 25, 30 yaşındaki birinin, o sobanın elini yakacağını söyleyecek insanlar beklemesi de üst düzey bir aptallıktır!

Allaha emanetsiniz...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve memleketsamsun.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.